Evrensel Maaş Sistemi ve Türkiye

Evet, dünyadaki varoluşumuzun uzun bir bölümünü tükettiğimiz kısmını, işimiz ve bu işimiz sonucunda elde ettiğimiz kazanç, kazanca bağlı harcamalar içermektedir. Bu yazımızın temelinde, günümüz teknolojisi sonrasında dünyanın ücrete bakış açısı, sosyal toplum ve sosyal birey algısı, Robotlar insanların dostu mudur yoksa düşmanı mı, evrensel vatandaşlık nedir, evrensel maaş uygulamaları ve tüm bu bahsedilen konuların ülkemize entegresinde neler yapabileceğimiz, nelerle karşılaşacağımız ifade edilerek, yazıyı okuyan bireylere farkındalık oluşturması amaçlanmıştır.

Evrensel Vatandaşlık Maaş Sistemi

Her gün duyduğumuz globallik nedir diye birbirimize sorsak, çok farklı cevaplar alabiliriz ama bana göre, elimizin altında her an iletişimde olduğumuz, sınırları olmayan, her şeye an be an erişebildiğimiz dünyadır.

Bugün hangi bilgiye ihtiyaç duyuyorsak, ona kısa bir süre içerisinde ulaşabilmekteyiz. Çok değil, bugünden 20 yıl önce ansiklopedilerde binlerce sayfa ve milyonlarca kelimeler arasında bilgiye ulaşmaya çalışan bireylerdik. Bugün ise dünya bambaşka bir noktada ve daha da farklı bir yere gidiyor. Peki tüm dünya değişirken Rutinlerimiz ne sıklıkta değişiyor? Biz rutinlerimizin değişim hızında değişebiliyor muyuz? Yaşam standartımız ne kadar gelişti veya değişti? Kazançlarımız da aynı oranda değişti mi? Tüm bunlar bizi farklı düşünmeye yöneltmiyorsa, gelecek kaygısı yaşamıyorsak, üretmek için farklı düşünmeye yönelmiyor veya işimizi daha da geliştiremiyorsak yakın gelecekte zamanın gerisinde kaldığı için yok olmaya mahkumlar arasındayız diyebiliriz.

Amerika, Kanada, Afrika, Finlandiya, İsveç, İskoçya, Hindistan ve diğer bazı ülkeler, şu sorunun cevabını aradılar ve bölgesel denemeler yaptılar: “Acaba Evrensel Vatandaşlık Maaşı verebilir miyiz vatandaşlarımıza?”

Bu fikrin çıkış noktası, ülkemizde de bahsedilen “yoksulluk sınırı” rakamları nedeniyle fakirliği olabildiğince seyreltmektir. Her bireyin, yaşamını idame ettirebilmesi amacıyla belirli bir miktar ödeme yapılacaktı. Emekli Maaşı ve İşsizlik Ödeneklerinde nasıl kesintisiz ve sabit bir ödeme yapılıyorsa, aynı şekilde Vatandaşlık Maaşının da ödenmesi gerekiyordu. Bunu da Sosyal Devlet olma temeline dayandırıyorlardı.

Bu konu, uygulamayı gündemine alan devletlerde 2 ayrı fikri ortaya koydu:

  1. Bu bir ütopyadır. Bu sistem nedeniyle insanlar tembelleşir, üretimden uzaklaşır, Ülke ekonomisi üretim olmadıkça ekonomik olarak sıkıntıya düşer.
  2. Vatandaşlık Maaşı kesinlikle bir gerekliliktir. Sosyal bir devlet olarak, bireyler yaşam standartlarının altında yaşayamaz. Bu durum üretimi engelleyen bir unsurdur ve hükümetlerin bu ve benzeri durumları bertaraf etmesi için gerekli adımları atmaları olmazsa olmazdır.

Bu konu hemen akabinde şu soruyu da getirdi: Kaynak nereden sağlanacak?

İlk gelen cevap, sosyal devlet harcamalarından sağlanan bazı fonlar, bu tarafa aktarılacaktı. Başka ülkelerdeki bazı fonlardan kaynak aktarımları sağlanabilirdi. (Afrika’ya ABD Silikon Vadisinden fon aktarımı, Avrupa Kalkınma Bankası Fonları gibi)

**Sistemi deneyen ve sisteme dahil olan ülkelerin elde ettiği sonuçlara (BIEN) https://basicincome.org adresinden ulaşabilirsiniz.

Eminim akıllara ilk gelen soru “Peki bu konu Türkiye’de hiç telaffuz edildi mi” olacaktır ki, Evet, 2018 yılı içerisinde gerçekleşen Genel Seçimler öncesinde İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener 06.05.2018 tarihinde Mersin’de seçim vaadi olarak “bütün üniversite mezunlarına iş imkanı sağlayacağız, şayet iş sağlayamazsak süresiz olarak vatandaşlık maaşı vereceğiz” sözleriyle konuyu gündeme alan ilk Türk siyasetçi olmuştur. Bu tarih öncesinde de birçok köşe yazarı ve fütürist, konuyu gündeme taşımışlardır.

Toplumların neredeyse hemen hepsinde anonim bir söz vardır “bir deli kuyuya taş attı” denilir. Vatandaşlık Maaşı konusunu ilk gündeme alan kişi, 18.yüzyılda Thomas Paine‘dir. Özellikle Benjamin Franklin, J.J.Rousseau ve Voltaire’den etkilenmiştir.

Bugün baktığımızda konuyu kendi ülkelerinde gündeme taşıyan devletler,  sosyal yaşam standartlarını yükseltmeyi amaçlamışlar ve bunu uygularken sosyal sigortalar kurumu ya da sosyal yardım sistemiyle bu işlemleri yürütmüşlerdir. Burada bahsedilen yardım tutarlarına örnek vermek gerekirse;

Finlandiya: Belirlediği rastgele işsiz 2.000 kişiye (25-58 yaş arasında) aylık olarak 560 Euro temel ödenek belirledi. 31.12.2018’de son bulacak.

İsviçre: 2018/Haziran döneminde yaptığı referandumda RED edilse de yaklaşık olarak 2.500 Frank dolayında ödemeyi tartışmaya açtı.

İran: 2010 yılında yakıt ve gıda yardımları için kişi başı 40 Dolar nakit yardıma geçiş yapmıştır. Sonrasında program çok etkili olmadığı rapor edilmiş ve tutar azaltılmıştır.

Hollanda: Rastgele belirlediği 250 kişiye her ay 1.100 Dolar ödeme yapıyor. Gönüllü olarak çalışmayı kabul edenlere ise ekstra 161 dolar ödüyor.

Kanada: 2017 yılında kişi başına aylık 1.320 Kanada Doları, Engellilere ekstra olarak 500 Kanada Doları ödeme yaptı.

Kenya: 2017 yılında 40 köyde yaşayan herkese her ay 22,50 Dolar ödeme yaptı. Bu tutarı sabit tutarak köy sayısını 80’e çıkarttı.

California, ABD: Bir fondan, belirlenen 100 Aileye aylık 1.000-2.000 Dolar arası ödeme yaptı. 2018 yılında ise belirlediği 1.000 kişiye aylık 1.000 Dolar ödeme yapıyor.

Livorno, İtalya: 2016 yılından bugüne kadar fakir olan 200 aileye yaklaşık olarak aylık 540 Dolar ödeme yapıyor.

İskoçya: Glasgow, Edinburg, Fife ve North Ayrshire’da yaşayanlara toplamda 250bin Sterlin tutarında bir fonun pay edilmesi ve aylık maaş şeklinde dağıtılması kararlaştırıldı.

 

Türkiye'de Evrensel Maaş Ne Kadar olmalı? Nasıl belirlenmeli?

Medyayı takip edenlerin düzenli olarak duydukları rakamların neyi ifade ettiğine bakalım:

  • 2018/Haziran ayında yoksulluk sınırı 5.584 TL olarak belirlendi.
  • 1 kişinin açlık sınırı 1.714 TL olarak tespit edildi.
  • 2018 yılında bekar bir kişinin asgari ücret geliri aylık 1.603 TL olarak yasalaştı.
  • 2018/Haziran dönemi itibariyle 3.515.000 kişi işsiz var.
  • Türkiye’de yaklaşık sigortalı olarak çalışan kişi sayısı 30.000.000 kişi.

Öncelikle yukarıdaki örneklerde diğer ülkeler “işsiz” olana bu tutarlarda ödeme yaparken, Türkiye’de asgari ücretle çalışan da “açlık sınırı altında” kalıyor. Bu da Personelden kesilen sosyal güvenlik kesintilerin ve gelir vergisi tutarının yüksek olduğunu ifade ediyor. Aradaki fark çalışan düzeyindeyken 111 TL.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Sosyal bir devlet anlayışı içerisinde hareket ediyor olursa, Muhasır medeniyet seviyesine çıktığını varsayarsak,

İşsiz olanlara 1.300 TL ödeme yapmalı, (aylık kamu yükü 4.6milyar TL)

Refah düzeyi için ücret farkı 700 TL ödeme yapmalı, (aylık kamu yükü 21milyar TL)

Yıllık bazda kamuya gelen bütçe yükü 307,2 milyar TL (52milyar$)

Bugün itibariyle piyasa şartlarında TCMB ve TC Hükümeti maalesef bu finansmanı kaldıramaz. Halbuki, bu tutarın tamamı iç piyasa hareketliliği içerisinde olabilirdi, şayet ülkemizdeki ticari işletmelerin, yaşam gereksinimlerini ürettiği varsayımı altında. Ancak gıda ve sağlık harcamalarının çoğu ithalatı fonluyor. Bu da iç piyasadaki harcamanın neredeyse %65’inin yurtdışına çıktığı gerçeğini gösteriyor. Devletin olası bir yardım harcamasında yıllık ortalama 30milyar$ yurtdışına çıkacaktır. Bu da kamusal harcama değil, dış piyasa borcu ödemekle aynı anlama gelmektedir.

Yakın Geleceğin Gerçeği:
O zaman beyin fırtınası başlasın!

Yakın geçmiş ile cümleye başlarsak, 1980’lerde Endüstri 3.0 gerçekleşti. Dijital, Elektronik Cihazlar ve Bilişim tartışıldı, uygulandı. Ancak yine de insan gücüne ihtiyaç vardı. İşletmelerin en büyük maliyet kalemi iş gücüdür.

2010-2014 yılları arasında en çok gündemi meşgul eden konu Endüstri 4.0 oldu. Henüz bizim ülkemizde telaffuzu yeni yeni olsa da, esasen Endüstri 4.0 demek, Siber-Fiziksel sistemlerin devreye girişidir. Artık birçok cihaz bizim yerimize işlemler yapabiliyor durumda. Ancak yapılan her işlemin başında tasarım adına insana gerek duyuluyor, süreç esnasında insanoğlunun gerçekleştirdiği işlemler yapılıyor, günün sonunda da yapılan işlemi raporlamak ve yorumlamak için yine bir insan gücüne ihtiyaç duyuluyor.

Yıl 2017, CeBit fuarında Endüstri 5.0 gündeme geldi. “Toplum için insansız teknolojilerin çağına adım atıyoruz” demişti Japonya Başbakanı Shinzo Abe. Toplum için teknoloji devrimi hızlıca farklı bir bakış açısını yarattı, gündem bir anda Toplum 5.0 (Society 5.0) felsefesine odaklandı. “Teknoloji toplumlar tarafından bir tehdit olarak değil, bir yardımcı olarak algılanmalı” şeklinde açıklamalar yapıldı.

Endişe etmemiz gereken bir durum var mı?

Cevap veriyorum: Üretmeyen için evet, Üreten için hayır

Çünkü son yıllarda çalışanların çoğu sadece ve sadece maaş için çalışıyor. Günlük ihtiyaçlarını karşılamaları için bir gelir elde etmek için çalışıyorlar. Kreatif işler, İnovatif işler kat’i suretle çıkmıyor. Günün sonunda devlet adamları ve yöneticiler ve idareciler bu konuyu tartışmaya başladı: “kişilerin gelir kaygıları nedeniyle yaratıcı fikirler eskisi kadar oluşmuyor. Neler yapmalıyız? Neler teşvik olarak yapılabilir?”

Evrensel Vatandaşlık Maaşı uygulaması, Endüstri 4.0 ve Endüstri 5.0 uygulaması, eşzamanlı olarak Almanya’da uygulandı. Kısaca uygulama örneğiyle izah etmek gerekirse; Endüstri 4.0 teknolojik sistemleriyle üretilen öğrenebilen robotlar, otomotiv üretim hattında işi yapan ustabaşıların yakınlarında konumlandırılıyor. Çalışan İşçiler ve Ustabaşılarının tüm hareketlerini izliyorlar, tüm işlemleri aşama aşama öğreniyorlar. Bir süre sonra Robotları da üretime dahil ediyorlar, ustabaşıların yanlarında çırak gibi yardımcı oluyorlar ve işlemleri yapıyorlar. Belirli bir süre sonrada çalışan insangücü üretim hattından geriye çekiliyor. Üretim testleri yapılıyor ve %0 hata payı ile üretimler yapılıyor. Buraya kadar Endüstri 4.0 uygulanırken, Toplum 5.0 konusu devreye giriyor “peki üretim hattın çekilen işçiler işsiz mi kalacak?” Bu sorunun cevabını, Almanya Hükümeti, Evrensel Vatandaşlık Maaşı benzeri bir sistemle “üretim hattından ayrılan işçileri düzenli maaşa bağlıyor, kira desteği veriyor ve ilave olarak, şayet bir fikir ile veyahut iş kolu ile iş hayatına geri dönerlerse, belirli miktarlarda teşvik sistemi uygulayabileceklerini” bildiriyorlar.

Görevlerini Robotlara teslim eden işçiler, Gelir kaygısı olmadığı için hayallerini kurdukları işleri tasarlayarak tekrar iş hayatına geri döndüler ve bu kez %65 oranında farklı inovatif fikirlerle iş piyasasına iş sahibi olarak katıldılar. Dolayısıyla Endüstri 4.0 ve Toplum 5.0 kendisinden beklenen amacın meyvesini vermiş oldu.

Peki Endüstri 5.0 ne olacak?

Robotların insanlar gibi “yapılan işi görme ihtiyacı” bulunmamaktadır. Üretim hattını yöneten imalat sorumluları, üretim hattının ışıklarını kapatıp üretimin tam kapasite devamı sırasında fire oranlarını test için uygulama yaptıklarında, elde edilen sonuç %0 hata payı idi. Bu durumda enerji tasarrufuna gidilmiş, maliyet avantajı yaratılmış ve işletme sürdürülebilirliği için kâr maksimizasyonu sağlanmış oldu. Dolayısıyla Endüstri 5.0 ‘da kendisinden beklenen amaca hizmet etmiş oldu.

Bakış açımız nasıl olmalıdır? Ne yapmalıyız?

Türkiye’nin bir gerçeği var: “Toplumsal olarak zorda kalmadıkça birlikte hareket etmeyiz” Bu nedenle geleceği doğru yorumlamalıyız. Şirketler vizyonlarını doğru belirledilerse, tüm çalışanlar aynı hedefe birlikte yönelebilirler. Basiretli bir iş adamı olmanın ve hatta Vizyoner Lider olmanın en önemli şartı; kendi işine sıkı sıkıya çalışanlarıyla birlikte sarılıyor olunmasıdır.

Şu bir gerçek; bir işgören, mutlu olmak istemiyorsa, ona sektörel olarak ödenen ücretin 6 katından fazla ödeme yapın, neden 7 kat değil diyerek serzenişte bulunabilir. Bu doğanın yapısı gereği çok normaldir. Ancak işletmenizde eşit işe eşit ücret politikası belirlerseniz, ödül sistemleri ve kariyer politikalarını doğru belirlerseniz, işgörenlerinizin size ve doğal olarak işinize olan sadakatleri asla gündem konusu olmaz. Unutmayın, iş hayatının temelinde “işverenin işgörenine sadakati, işgörenin işverenine sadakati ilk temel kuraldır”

Personelleriniz, işin yapılışı sırasında farklı fikirler sunabilirler, bu yüzden direkt ilgili birimlerle iletişim kurabilecek bir iletişim ağı olması gerekiyor. Gerektiğinde sizinle rahatça konuşabilmelidir. Bilmelidir ki, vermiş olduğu fikir veyahut buluş karşılığında ödüllendirilecektir. Bu da işgücü ve iş fikri kaybınızı engelleyecektir. (Bakınız: Çalışanlara hisse verilmesi)

İşgörenlerinizin sadakati ve iş yapış şekillerinizi bir iş kültürüne, iş süreçlerine oturtabilirseniz, bu süreçleri ve kültürü iyileştirmek adına teknolojiyi kullanmak için bütçenizi geniş tutabilirsiniz. Teknoloji ile işinizi geliştirdiğinizde iş maliyetleriniz birinci yıl yüksek olabilir ancak sonrasında birim maliyetlerin düştüğünü göreceksiniz. Dolayısıyla birinci yıl sonundaki düşük kâr marji gelecek dönemlerde kendisini doğru kâr marji oranlarına taşıyacaktır.

Uluslararası Robot Federasyonu (IFR) raporuna göre, Robot Pazarının Lider ülkeleri Asya Ülkeleridir. Grafikte yer almıyor olmamız, şirket olarak oraya yönelmeyeceğimiz anlamına gelmemelidir.

Kapitalizm bir refah yarattı, doğru, ancak paylaşım şekli birazdan fazlaca adil olmadığı aşikar. Bu yüzden gelecek dönemlerde daha da yaygınlaşacak olan Sosyo-Liberal fikirlerin oluştuğunun emareleri  şimdiden görülebiliyor. Bugün baktığımızda Gelişen ülkeler ile Gelişmekte olan ülkelerin Finansal Piyasa Oranları bile çok farklı değişkenlerle ölçümlenip yorumlanıyor. Bu da genel olarak ilgili ülkelerdeki insanları kronik mutsuzluğa itiyor. Yapay Zekalar o kadar çoğaldı ki, cep telefonlarımızda yaşamımızı kolaylaştırmak adına yer alıyorlar. Yakın gelecekte Robotik sistemler ve Yapay Zekalar, birçok alanda insanların yerini alacaktır. Ancak burada yoğun verileri değerlendirirken, faydalı veriler ile elde edilen verilerin raporlanması ve yorumlanmasında halen insan gücüne ihtiyaç var. Dolayısıyla Robotlar, insanların sektörel olarak angarya denilen işlerini yapacaklar ve iş hayatımızı daha rahatlatacaklar diyebiliriz.

Yapılacaklar [Kontrol] Listeniz

  • Şirket Anayasanızı oluşturun
  • Departman Tanımları ve İş Akışlarını oluşturun
  • Süreçlerinizi sistematik olarak inceleyin
  • Sahip olduğunuz tüm verilerin ölçümlenebilir olmasına dikkat edin
  • Sektörünüzü iyi tanıyın. Hem Ulusal hem de Uluslararası platformları ister dijital ister yazılı metinlerden muhakkak takip edin.
  • Reklamınızı, yaptığınız başarılı işler yapsın.
  • Teknolojiyi öncelikli olarak iş süreçlerinize, sonrasında üretim hattınıza entegre edin.
  • Teknolojik yenilikler sonrasında Görev Tanımlarınızı güncelleyin.
  • Üretim Maliyetleri teknolojik uygulamalar sonrasında revize edilmelidir
  • Farklı enerji kaynaklarını, finansal kaynakları, tedarik zinciri kaynaklarını araştırmalısınız.
  • Öncelikli olarak Sanallaştırma teknolojisini ve akabinde Blockchain teknolojisini süreçlerinize kısmen ya da tamamen adapte etmeye çalışın.